21 Haziran 2016 Salı

Fani Eğlencesi

6

Bilge, ''Kemal, Kumru benim halamın kızıdır. Bir süre benimle yaşamaya geldi. İstanbul'da benim eskiden yaşadığım aile apartmanımızda yaşıyor.'' dedikten sonra Kemal Bilge'nin söylediği son cümleyi anlamış olacak ki kaşlarını kaldırarak ''Anladım.'' dedi. Sanırım birbirlerine bu kadar yakın olmalarının sebebi haklarındaki her şeyi bilmelerinden ileri geliyordu. Aile apartmanı kavramı kuzenimin geride bıraktığı yaşamındaki unsurları barındıran kendi aralarındaki küçük bir şifreydi.
Merakımı cezbettiği için kendimi durduramadan soru sormaya başladım. Bilge hakikaten bu adamı nereden bulmuştu? Elbette kendisiyle hususi bir problemim yoktu ancak kahkahası beni istemsizce rahatsız ediyordu.
''Siz nasıl tanıştınız?''
Bilge sözü alarak:
''Ben buraya ilk geldiğimde elimdeki sermayeyle küçük bir fırın açtım. Fırındaki işlerin çok iyi gittiği bir zamanda Kemal ile tanıştık. Bir süre sonra daimi müşterilerimden biri oldu. Ama ben fırın işinden farklı işler yürütmeyi istiyordum. Bir gün bu konuyu Kemal'e açtım. O da buraları benden daha iyi bildiğinden ortak olarak yeme içme işine girmeyi teklif etti. Fırından kazandığım para baştaki sermayemin iki katı edince fırını birine devredip bu restoranı satın aldık. Bazen mutfaktaki ekiple rolü değişip yemekleri biz yapıyoruz. O günler burası daha da kalabalık oluyor.''
''Bana kalırsa ikiniz çok iyi iş çıkarmışsınız. Nüfusu çok az olan bir kasabada böyle bir yerin müşterilerle dolup taşması büyük bir başarıdır. Sanırım insanlar buraya yalnızca tatil yapmak için değil sizin yemeklerinizi tatmak için de geliyor.''
Kemal ayaklarını olduğu yerde birbirine doğru oynatıp çenesini göğüs kafesine değdirerek pek alışkın olmadığım bir onaylama işareti yaptı ve ''Hatta yalnızca yurt içi değil. Yurt dışından gelen pek çok müşterimiz var. Bunun sebebi bana kalırsa tariflerin nadir bulunuyor olması. Bu bölgeye has tariflerle buradan üretilen sebzeleri kullanıyoruz. Sadece buranın tariflerini değil kendi üretimimiz olan birkaç tarifi de menüye ekledik. Bundan dolayı fazlasıyla ilgi çekiyoruz. Tümüyle bizim mutfağımızdan çıkan kremalı mantar çorbamız için İrlanda'dan gelen müşterilerimiz var.'' dedi.
Şaşkınlıkla ikisinin de gözlerinin içine baktım. İskinit'te kurdukları şahane bir işleri ve yolunda giden hayatları vardı. Çalışıyorlar, üretiyorlar ve bundan mutluluk duyuyorlardı. Onlara imrenmemek mümkün değildi. Ben de bu hayatın bir parçası olmak, gelecek kaygılarım ve bir beklentim olmadan burada çalışmak istiyordum. Doğanın bu kadar yakınındayken insanlarla kurulan bu samimi ortamı hiç bırakmak istemediğimi düşünerek ''Beni de işe alın.'' dedim. Az önce sarf ettiğim cümle ikisini de şaşırtmış olacak ki birbirlerine dönüp yüzlerini tekrar bana çevirdiler. Bilge bana abla edasıyla '' Emin misin? Daha yeni geldin. Biraz dinlenmek istediğini sanıyordum.'' dedi.
''Uzun süredir hayatımın hiçbir iş yapmadığım, kendime ya da başkalarına faydalı olamadığım bir dönemini geçiriyordum. Buradaki sihirli ortam beni de etkiledi.'' dedim.
Kemal de yaptığım bu teklifi olumlu karşılamış olmalı ki ''Aslında bir eleman açığımız var. Bilge de onaylarsa neden olmasın.'' dedi. O sırada Bilge  Ayşe'nin saçlarını örmekle meşguldü. Ardından işlerinin başına dönmelerinin gerektiğini fark edip Kemal'e ''Biz Kumru ile konuşurken işlerle ilgilenebilir misin?''dedi. Kemal ''Olur.'' diyerek yanımızdan uzaklaştı. Bu sefer Bilge abla görevinin yanına anne görevini de eklemişti. Bana acıma duygusuyla baktı ve elimi tutup bir tabure çekti. ''Kumru, senin bir aile bireyim olarak bana karşı açık olmanı beklerim. Lütfen doğru söyle. Paraya mı ihtiyacın var?''
Bu soruya şaşırarak cevap verdim. ''Elbette hayır. Neden sordun?''
''Uzun süredir boş olduğunu söylediğin için bir işe ihtiyacın olduğunu düşündüm. Elbette yanımda çalışabilirsin. Ama ben senin buraya bir takım kişilerden uzaklaşmak için geldiğini düşünüyordum.''
''Orası öyle. Buradaki yaşamınızı görene kadar öyleydim. Şimdi hayatınızın bir parçası olmak istiyorum. Tabi kabul ederseniz.''
''Eğer dediğin gibiyse yarın gel başla. Yalnız eleman açığımız seni tatmin etmeyebilir.''
''O nedir?''
''Burada çalışacak bir bulaşıkçı arıyorduk. Aralarda da bazı ıvır zıvır işleri yapacak bir kişiyi. Yapabilir misin? ''
''Benim için sorun değil. Yapabilirim.''
Bilge çenesini kaşıyarak vazgeçtiğini belirten anlamsız mimikler yapıyordu.
''Kumru buna gönlüm el vermiyor. Mutfaktaki pis işleri yapanın kuzenim olmasını istediğimi sanmıyorum. Başka bir eleman buluruz. Burada garson olarak işe başla. Etrafı temizlersin. Müşterilerle ilgilenirsin.''
Bilge'nin bana karşı olan anaç yaklaşımını anlayamadım. Kendisini pek görmediğim bir kuzenim olarak bana bu şekilde yaklaşıyor olması beni sevindirmişti.
''Sen öyle diyorsan benim için fark etmez. Sonuçta burada herhangi bir görevde çalışabilirim.''
''Güzel.''
''O zaman yarın başlıyorum.''
''Peki. Sen burada bekle. Ben sana ve Ayşe'ye yiyecek bir şeyler getireyim.''
''Bir akşam müşteri olabilirim.''

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder