28 Haziran 2016 Salı

Fani Eğlencesi

8

Çalıştığım ilk gün çok çabuk geçmişti. Burada benimle aynı işi yapan üç kişi daha vardı. Onlar da sakin mizaçlı kimselerdi. Pek arkadaş edinme havamda değildim. O nedenle hepsi ile sadece kendimi tanıtacak kadar konuşmuştum.
Saat gece yarısına gelmek üzereyken içerisi boşalan restoranın sandalyelerini ters çevirip yerleri siliyorduk. Biz bilindik işleri yaparken bu sürede Bilge ve Kemal telefon konuşmaları yapmış, konukları ağırlamış, mutfakla ilgilenmiş ve muhasebeciyle görüşmüştü. Uzun lafın kısası herkes oldukça yorulmuştu.
Bilge akşama doğru kızını getirmişti. Ufaklık bizimle birlikte vakit geçirdikten sonra uykuya daldı. Çocuk sağda solda uyumasın diye de annesi onu erkenden eve götürdü.
Diğer çalışanlar da işlerini bitirdikten sonra ayrıldılar. Ben de eve dönmek için Kemal'i bekledim.
Eşyalarımı dolaptan aldıktan sonra Kemal'in yanına gittim. Sahile inen patikanın hizasındaki taş duvara oturmuş sigara içiyordu. Canım eve gitmek istemediğinden ben de onun yanına oturdum.
Tavrımı garipsemiş olacak ki bana ufak bir bakış atıp tekrar önüne döndü. Cebinden sigara paketini çıkartıp bana uzattı. Teklifini sessizce karşılayıp içerisinden bir tane aldıktan sonra onu avuçlarımın arasında yaktım. Kemal içine çektiği birkaç dumandan sonra konuşmaya başladı.
''Burası sakindir. Kalabalık insan gruplarının gelip kendilerini eğlendirecekleri bir yer değil. Sanki burada yazılı olmayan kurallar var ve bu kurallara herkes uyuyor. Ya da burası kurallarını uymamızı zorunlu kılıyor.''
''Ne zamandır buradasın?''
''Buralıyım ben. Burada doğdum. Liseye kadar burada okudum.''
''Sonra?''
''Üniversiteyi şehir dışında kazandım. Berbat bir okul hayatım oldu. Onu da bitiremeden geri döndüm. Okul zamanında barmenlik yapıyordum. Meslek olarak denemek istedim. Ülkede ne kadar tatil merkezi varsa hepsinde çalışmışımdır. Çok gezdim. Çok insan tanıdım.''
''Peki neden geri döndün?''
''Buraya dönmeden önce çalıştığım otellerden birinde tanıştığım biriyle evlendim. Birkaç aya kalmadan kavga gürültü ile boşandık. Yaşım ilerledikçe yaşadığım düzensiz hayatı ve boşanmayı kaldıramadım. Buraya taşındım. Bir süre sonra da restoranı açtık zaten.''
Ben onun anlattıklarını kollarımı kavuşturmuş dinliyordum. Dışarıdan insanları yargılamak çok kolaydı. Dengesiz davranışlar sergileyen ve sürekli gereksiz kahkahalar atan bir insanın bugüne kadar yaşamış olabileceği kendine ait bir hayatı olduğunu düşündüm. Hissettiklerimden ve edindiğim yersiz ön yargılardan dolayı utandım. Gözlerimi usulca dalgalanan denize dikmiş yaptıklarımı sorguluyorken düşüncelerimin  arasında Kemal'in sorusuyla irkildim.
''Sen neden buradasın?''
''Bilge yüzünden.''
''Neden?''
''Ailede herkes onun başına gelenlerin bir gün benim de başıma gelebileceğini düşündüğü için bana seçme şansı bırakmadan özgürlüğümü elimden aldı. Gerçekleştirmek istediklerimi önce ertelemek zorunda kaldım. Onlar da bunların olmaması için ellerinden geleni yaptılar. Karşı koyunca da... Karşı koyunca babam beni dövdü. Sığınacak yuva aradığımdan buraya geldim.''
''Sizin ailede istenmeyen evlatları döverek azad ediyorlar galiba.''
Bu sözlerini gülünç bularak kısa süreli bir kahkaha attım. Yerinde bir tesbitti.
Kemal elinde kalan sigara izmaritini yere atıp ayak ucuyla ezdi. Sonra izmariti yerden kaldırıp henüz ışıkları açık olan restoranın yanındaki çöp kutusuna fırlattı. Eline bulaşan irili ufaklı kum tanelerini temizleyerek sordu:
''Bundan sonra ne yapacaksın?''
''Bilmiyorum.''
''Güzel.''
Bu kısa süren konuşmanın ardından Kemal restoranı kapatmak için içeri girdi. Işıkları söndürüp alarmı açtı. O kapıları kilitler kilitlemez birlikte evin yolunu tuttuk.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder