20 Haziran 2016 Pazartesi

Fani Eğlencesi

4

Bahçe kapısının açılıp kapanma sesini duyduğumda sofrayı topluyordum. Her ne kadar Bilge benim misafir olduğum için ev işi yapmamı istemiyor olsa da hiçbir işe el atmadan duracak değildim.
Ben ona bir şekilde yardım etmeye çalışırken o da üzerine süt döken Ayşe'nin kıyafetlerini değiştirmek için eve girmişti.
Birinin eve geldiğini anlayınca elimdeki tepsiyi masaya bırakıp Bilge'ye seslenmek için davranacakken onun da bahçeye geldiğini işittim. Eve gelen her kimse geleceğini önceden haber vermiş olmalıydı. Üzerime vazife olmaz diyerek sofrayı toplamaya devam ettim. Bir yandan da konuşmalarına kulak misafiri oluyordum.
''Tam zamanında geldin ya. Tesisatçıyla konuştum. Mutfaktaki musluğa bağlı olan su borusunun parça değişimi yapılacakmış. Onun için küçük bir bütçe çıkarmamız gerekli. Restorana uğramadan önce ustanın dükkanına uğrayabilir misin?''
Söze ilk giren Bilge'ydi. Dediklerinden anlaşıldığı üzere konuştuğu kişi sıradan bir komşu ya da elektrik-su idaresinden gelen bir postacı değildi. Çalıştığı restoranı tek başına işletiyor olmalıydı. O zaman bu adam da kimin nesiydi? Belki de orada çalışan bir yardımcı veya muhasebeci? Bu konudan bahsetmemiş olduğumuzu hatırlayarak ona sormalıydım.
Bilge'nin bu sorusu üzerine kasabaya geldiğim ilk akşam karşılaştığım ama yüzünü hatırlayamadığım adamın sesine benzer bir erkek sesi duydum.
''Tabi, olur. Zaten manavdan da alınacak sebze siparişleri vardı. Oraya da uğrarım. Sen birazdan gidip restoranı açarsın.''
Bu cümleden sonra Ayşe koşarak adamın üzerine atlamış olmalı ki, ''Hop! Yavaş ol. Beni düşüreceksin bıdık.'' dediğini duydum.
''Kızım dikkatli olsana. Sanki Kemal'i uzun süredir görmüyorsun.
'Biz plaja gitmeyi planlıyorduk değil mi Ayşe? Bir gün hep beraber inelim.''
Bilge çocuğuna bebek bakıcısı bulma sevinciyle:
''Sen bizim canavarın peşinden koşturacaksan neden olmasın.'' dedi.
''O gün gelsin bakarız.''
''O zaman tamam. Sonra görüşürüz.''
Konuşma bittikten sonra evden uzaklaşan birkaç adım sesi duydum. Ardından bahçe kapısı kapandı. Ben de masadaki tepsiyi elime alıp mutfak kapısından eve girdim. Mutfak tezgahına tepsidekileri boşaltırken içeriye Bilge geldi. Meraklı gözlerle onu süzüyordum. Bardakların olduğu dolabın kapağını kaldırarak bir şey arıyordu.
''Ne arıyorsun?''
''Telefonumu. Genelde buraya koyarım da.''
''Az önce eve biri mi geldi?''
''Evet. Kemal geldi. Restoranı beraber işletiyoruz.''
''Bir ortağın olduğundan haberim yoktu.''
Bilge telefonunu aradığı yerde bulamayınca açtığı dolap kapağını kapatıp çantasını karıştırmaya başladı. Çantasını aramaya devam ederken mutfağa elinde Bilge'nin telefonunu karıştıran Ayşe girdi. Annesi görür görmez ''Sana benim kişisel eşyalarıma dokunmamanı tembihliyorum Ayşe. Ama sen her defasında eşyalarımı karıştırıyorsun.'' deyip telefonu elinden aldı. Belli ki acelesi vardı. Belki ona bir şekilde yardımım dokunabilirdi.
''Bugün önemli bir şey mi var?''
''Restoranı elden geçiriyoruz. Bir süredir tadilattaydı. Dekorasyonunu da değiştirdik. Son adımda birkaç aksilik çıkınca yetişmesi zor oluyor. Lütfen kusuruma bakma. Bu aralar çok sıkışığım. Seni unuttuğumu sanmanı istemiyorum.''
''Hiç önemli değil. Benim yapabileceğim bir şey varsa çekinme lütfen.''
Bilge ellerini beline koyarak bana baktı. Galiba kafasında belirli fikirler gelip gidiyordu. Soracağı sorudan emin olmak adına dudaklarını ısırdı. Ben de boş gözlerle ona bakıyordum.
''Aslında yapabileceğin bir şey var. Akşam olana kadar Ayşe'ye bakabilir misin?''
''Bakarım tabi ki. Neden olmasın.''
''Senden gelir gelmez böyle bir şey istemem hoş olmadı. Genellikle onu yanımda götürürüm. Bizimle restoranda oyalanır. Haftada iki gün de onu yuvaya bırakıyorum. Arkadaşlarıyla oyun oynuyor. Ama bu akşam gerçekten onun orada olmaması gerekiyor. Çok kalabalık olacağız. Restoranı açmamızın üzerinden ikinci açılış gibi bir şey.''
''Benim için sorun olmaz. Belki ona biraz yabancı geleceğim ama. Bir şekilde idare ederiz.''
Bilge rahatlamış görünüyordu. Benim burada olmam bir anlamda ona iyi gelmişti. Ben de işe yarayacağımı düşünerek sevindim.
''Akşam üstü onu restorana getirirsin. O zamana kadar da onu oyala. Pek televizyon izleyen bir çocuk değildir. Ona kitap oku, masal anlat veya resim yapın. Etrafta koşturmadığı sürece çok sakin bir çocuktur.''
''Sana benzemiş.''
Bilge bu lafıma gülerek ''Yanında örnek alacağı bir ben varım. Elbette bana çekecek.'' dedi. Sonra da aklına Ayşe'nin babası gelmiş olmalı ki gülüşü buruk bir bakışa dönüştü.

Bilge evden ayrıldıktan sonra Ayşe ile baş başa kaldık. Onunla yaramaz bir çocuk gibi baş etmem gerekmedi. Akrabalık ilişkilerimizden mi bilinmez bana ısındığını sezdim. Birlikte oyunlar oynadık. Oyuncak bebekleriyle evcilik oynayan, televizyonda çizgi film izleyen bir çocuk olmadığından bana resim yapmak istediğini söyleyip beni odasına çıkardı. Yaşı fazla olmamasına rağmen annesi ona ayrı bir oda ayırmıştı.
Odası bembeyazdı. Yatak başının dayandığı duvarda Ayşe'nin kendi çizimlerinden oluşan birçok çerçeveli resim duruyordu. Küçük bir çocuğun sergi alanına benziyordu. Etrafta birkaç oyuncak ayı dışında pek oyuncağı yoktu. Onun yerine fazlasıyla boya kalemi, kitap, büyüteç, makas, ve hayvan bibloları bulunuyordu. Hayvanlara merakı olan bir çocuk olduğunu düşündüm. Tüm biblolar pencerenin önünde itina ile dizilmişti. Aralarındaki çeşitliliği sayısının çokluğuyla deniz canlıları oluşturuyordu.
Beni kolumdan tutup komodinin üzerindeki küçük akvaryumun içinde sakince yüzen balığıyla tanıştırdı. Ona bir isim verip vermediğini sordum. Bana cevap olarak ''Fare'' yanıtını verdi. Onun fare olmadığını düşündüğümden bunu ona sormak istedim.
''Ama o bir balık Ayşecim.''
''O ismi Fare olan bir balık. Bak fareye benziyor.''
Akıllı çocuklarla yarışamazsınız. Bu yüzden Fare'ye yem verip bahçeye resim yapmak amacıyla elimizdeki boya kalemleri ve kağıtlarla çıktık.

Ayşe ile geçirdiğimiz vakit çok eğlenceliydi. Büyüklerin dünyasında olmaya değişebilirim bunu.
Bahçedeki resim etkinliğimizden sonra ben ona kendi seçtiği bir masal kitabından masallar okudum. Beni sıkılmadan dinledi. Bir süre sonra da uykuya daldı. Onu yatağına bıraktıktan sonra acıkabileceğini düşünerek bir şeyler hazırladım. Birlikte onun meraklı soruları eşliğinde yemeğimizi yedik. Ve akşam olana kadar ona bakmaya devam ettim. Ardından restorana gitme zamanının geldiğini düşünerek evden dışarı çıktık.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder