13 Haziran 2016 Pazartesi

Fani Eğlencesi

2

Evden içeri girdiğimde antresi salona bağlı güzel bir eve geldiğimi anladım. Salon epey geniş görünüyordu. Bu kız böyle bir evi satın alacak parayı nasıl denkleştirebildi?
Salonun ortasında ağır bir halı duruyordu ve diğer mobilyalar onun etrafına konuşlandırılmıştı. Yüzleri kadife kılıflarla örtülmüş kanepeler ve ortadaki uzun sehpa odayı doldurmuştu. Pencerelerin konumu kanepelerin bitiminden daha yüksekte olduğundan çirkin görünmemesi için pencere kenarlarına çeşitli saksılar konulmuştu. Hepsinin içinde farklı renkte çiçekler vardı. Ve gökyüzünde çakan şimşeklerden içeriyi kısa süreli aydınlık dolduruyordu.
Yerde irili ufaklı oyuncakları Bilge sanki davetsiz bir misafir yüzünden evinin dağınıklığından mahçup olan ev sahibi gibi toplamaya başladı. Bir yandan onu izliyor bir yandan da üzerimdeki ıslak kıyafetlerden kurtulmaya çalışıyordum.
Masanın üzerinden kullanmam için bırakılmış olan havluyu alıp kendimi kuruladım. Ardından Bilge'nin yanına oturdum.

Onunla en son karşılaştığımızda çok yorgun görünüyordu. Şimdi ise olabildiğine hayat doluydu. Bir süre hiç konuşmadan yüzüne baktım. Onu nasıl özlediğimi anlamış olmalı ki elimi avucunun içine koydu ve bir ablanın küçük kardeşine seslenmesi gibi ''İyi misin?'' dedi. Onun bu davranışına karşılık ''Çok iyiyim.'' cevabını verdim. Onunla oturup uzun uzun konuşmayı, içimdeki sıkıntıları ona anlatmayı çok istiyordum ama çok yorgundum. O da bunu bildiğinden ayağa kalkıp ''Sana üst kattaki boş odayı hazırladım. Buraya taşındığımızdan beri kullanmıyorduk. Yan komşudan eski bir karyola aldım. Eski olduğuna bakma. Rahattır.'' dedi. ''Tamam.'' diyerek başımla onayladım ve eşyalarımı alıp odama gittim. O da çok geçmeden odasına girdi ve uyudu. Çok çalışıyor olmalıydı.
Hemen üzerimi değiştirip yatağa girdim. Yorgunluktan gözlerim kapanırken aklımda buraya gelişim, Bilge'nin beni evine kabul edişi ve onun buraya gelişi vardı.

Kendimi bildim bileli ailedeki her birey beni ve diğer kuzenlerimi Bilge ile karşılaştırırdı. Bilge bizim için kan bağıyla bağlı olduğumuz bir akrabadan çok, harika özelliklerle tasvir edilen komşu çocuğunun ete kemiğe bürünmüşüydü. Bizlerden birkaç yaş büyük olmasının da getirdiği özelliklerle yengem evimize her gelişinde onun yeni bir başarısını kahvesini ağır ağır yudumlayarak anlatırdı. Ben lise hayatımın son yılını yine onunla karşılaştırılıyor oluşumun stresiyle geçirdim. Ancak o yılın başka bir özelliği de Bilge'nin eğitim hayatını yurt dışında devam ettirecek olmasıydı. Hayatımda onu gördüğümün sayısı iki elimin parmaklarını geçmeyen dayı kızı Bilge'nin attığı her adımı biliyor oluşum, kendisine karşı olan kıskançlığımı arttırıyordu. Nihai özelliklerine bunu da ekleyince bizim evde gündem maddesi olarak konuşuluyordu ve benim başarılarım göz ardı ediliyordu.
Aradan birkaç yıl geçti. Ben kendi hayatımı yoluma koymaya uğraşıyordum. Kuzenim hakkındaki günlük vecizeler günden güne azalmıştı ve nedense bu beni rahatlatmıştı. Bir gün Bilge, oturduğumuz aile apartmanına elinde bir bebekle çıkageldi. Başta kimse buna bir anlam veremedi ancak evdekiler hep bir ağızdan yaygara koparmaya başlayınca işin tadı birden bire değişti. O gün dayım kızını öldüresiye dövmüştü. Bilge'nin yalvarışları mahalle tarafından duyuluyor olmasına rağmen herkes bu duruma kayıtsız kaldı. O zamana kadar kendisine hasetle karışık duygular beslediğim kuzenime yardım etmek istiyor, anneme onu dayımın elinden kurtarabilmek için yalvarıyordum. Annem ve babam buna mani oldular ve ben kuzenimi kurtaramadım. Bir süre sonra Bilge eşyalarını ve bebeğini alarak evden çıktı ve bir daha geri gelmedi.

İki yıl sonra arkadaşlarımla çıktığım bir Ege turunda ona rastladım. Onu gördüğüme hem çok sevinmiş hem de cevaplarını duymak istediğim soruları sorabilme fırsatını yakaladığım için rahatlamıştım. Bir süre oturduk ve hasret giderdik. Dayım o günden beri ismini ağzına almadığı için hakkında en küçük bir bilgiye ulaşamıyorduk. Nerede olduğunu ve ne yaptığını sordum. Ayrıca bebeğini de merak ediyordum. Anlattığına göre okulu bittiğinde gittiği ülkenin saygın firmalarından birinde iş teklifi almış. İşe başlar başlamaz da orada biriyle tanışmış. Birbirlerini çok sevmişler ve evlenmeye karar vermişler. Evlenecekleri zamana yakın Bilge hamile olduğunu öğrenmiş. Sevgilisi de bu duruma çok sevinmiş. Hayat onun için bu kadar güzel giderken Bilge, sevgilisinin onu aldattığını öğrenmiş. Böyle bir ihaneti kaldıramadığından kızını doğurduktan sonra baba evine sığınmış. Dayımın gerek yumuşak olan mizacı gerek kızına karşı bu güne kadar sevecen ve anlayışlı davranmış olması Bilge'de ona karşı sonsuz bir güven duygusu oluşturmuş. Ancak yaşananlardan sonra doğduğu şehri terk edip sevdiği her insandan kopmuş ve o güne kadar biriktirdiği parayla bir restoran açmış.

Karşılaşmamızın üzerinden çok geçmeden başıma gelen olaylar yüzünden kendimi onun yanında buldum. İlk olarak ailem benim de kuzenim gibi olacağım endişesiyle hayatımdaki her alana girmeye başladı. Eğitim hayatımı sonlandırıp beni bir an önce evlendirme girişiminde bulundular. Sonrasında çalışmama engel olup kendi sorumluluklarımı yerime getirmemi engellediler ve ardından bir baba tokadı da ben yedim. Bunun yaşanışının ertesi günü soluğu Bilge'nin evinde aldım. Artık hayatımdaki güvenilecek insan sayısını ivmeli olarak düşürme zamanım gelmişti. Yaptığım plana göre bir süre kuzenimin kanatları altında dinlenecektim. Hayatımı gözden geçirecektim. Sonrası... Sonrasını sanırım zaman gösterecek.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder