2 Mayıs 2016 Pazartesi

Genç Werther'in Acıları Incelemesi

Yazı yazmak için elime aldığım bu kağıt buruşunca; aklıma beni sevmeyenlerin hayatlarından o narin elleriyle, beni buruşturup atmaları geldi
 Hayır, hayır.  Duygu yüklü ve fazla melankolik bir anlatımla yazıma başlamamın sebebi kendi hislerim değil. Maruz bırakıldığım hisler bunlar. Elbette bir kitap yüzünden.

Öncelikle okumuş olduğum kitap bir aşk romanı değil. Bu kitap melankoli ile karışık, kendine bir sebep aramak isteyen bir adamın ya da yaşamını sürdürmenin amacını arayan, hayatına yeni bir renk, yeni bir soluk katmak isteyen bir burjuvanın hüzünle, kalp kırıklığıyla ruhunu beslemesi; olumsuzluklardan mutlu olması, ulaşılmazı seçerek aslında gönül kapısını kapamasıdır. Leyla ile Mecnun hikayesinde olduğu gibi birine duyulan aşkın kendisi başrolü oynuyor. Ancak burada göze çarpan şey salt aşk değil; acı çekmek ve bundan ayrı bir haz almak. Acı çekerek kendi benliginden uzaklaşmaktır.

Kitapla ilgili olarak dikkatimi çeken ilk şey yazarın duyguyu daha iyi hissettirebilmek adına kitabın başında, sonunda ve mektuplarda yer yer keserek vurguladığı karaktere acıma duygusu. Yazardan ilham alan çevirmen de ön sözünde aynı konuyu pekiştirmiş. Üslubu ve çevirisi bu kadar iyi olan bir kitabın anlaşılması gereken noktalarının okuyucuya bırakılmaması bende Werther'in yaşadıklarının değil, kitapta vurgulanan rahatsızlık hissinin bilinçli olarak okuyucuya aktarılması fikrini uyandırdı. Yazarın kendisinin başından geçen bu gibi olaylar sonucunda bu duyguları hissedebilecek ortaklar aradığını düşünüyorum.

Son olarak, romanda doğa sevgisi olduğu oldukça açık.  Çünkü Werther doğayı kendi betimlemeleriyle bizim de onun gördüğü şekilde görmemizi istemiş gibi. Ama karşılaştığı insanlarda kendini görmesi hatta onları kendi ile özdeşleştirmesi doğa sevgisinin dışında bir hal alıyor. "Tanrı'yı doğada bulan panteist yaklaşım..." önsözde bulunmakta. Ancak panteizmi doğa sevgisi olan pastoral betimlemelerle karıştırma hatasına düşüldüğü seziyorum. Diğer yandan panteizm evren ile Tanrı'yı bir görmektir. Werther için hem bir doğa sever hem de hayata karşı panteist fikirleri olan bir karakter olarak düşünebiliriz.
Werther acı çekmeyi isteyerek seçiyor. Nedeni acı çektiği zaman aşkına aşık olduğu kadını nefsinden atabilecek olması. Böylece benliğe sahip olmayan bir varlık olarak evrenle bütünleşebilecek. Aynı şekilde sevdiği kadının " Nefsinizi yenmeye çalışın, beni değil başkasını sevin." demesi "Nefsini köreltmek yerine başkasına bağlan. Bana sahip olmayarak nefsini yenmiş olmazsın. Başkasına aşık olursan nefsini bastırmak yerine yönünü değiştirirsin." anlamına geliyor. Ama Werther bunun yerine acısına sahip çıkarak benliğini bırakmayı seçiyor. Eline aldığı silahın o kadın tarafından dokunulması yüzünden Werther silahı öpücüklere boğuyor. Silahta kadını görüyor. Acının kendisi için mutluluk olduğunu kabul ediyor.

Not: Okuyup bitirdiğim bir romandaki aklıma takılan noktaları kendimce dile getirmeye çalıştım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder