15 Mayıs 2016 Pazar

Adam

9

Adam oto galeriye vardığında çok şık birçok araba gördü. Onları satsa kaç para ederlerdi acaba?
İçeriye girdiğinde çalışan birkaç insan ve bir ofisin içinde telefonla konuşan genç bir çocuk gördü. Bu oğlunun arkadaşı olmalıydı. Hemen ofisin açık olan kapısına davrandı. Çocuk göz işaretiyle müşteri zannettiği Adamı önündeki koltuğa oturmaya davet etti. Telefonda genellikle bir şeyler dinleyip genzinden çıkardığı seslerle onaylıyordu. Esmer, yuvarlak yüzlüydü ve oğlu yaşlarındaydı.
Çocuğun telefon konuşması bitince Adama yönelerek tokalaşmak için elini uzattı.
''Hoş geldiniz. İsmim Semih. Nasıl yardımcı olabilirim?''
Çocuğun bakışları Adamın kılığını küçümseyici değildi. Aksine normal birine davranılması gibi davranıyordu. Aslında doğal olan da buydu ancak Adam etrafındaki insanlardan aynı tepkiyi pek görmediğinden, bu durum biraz hoşuna gitmişti.
''Hoş buldum. Sizi ziyaret sebebim... '' Adam biraz duraksadı. Sözüne nasıl başlayacağını bilemiyordu. Kendisinden yaşça küçük olan birine siz diye hitap etmesi bulunduğu ortamın bir getirisiydi. Böyle hitap etmek pek de içine sinmiyordu.
''Benim oğlum sizin yakın bir arkadaşınızmış. Cevat.''
Çocuk belki de ikinci bir el araç almak isteyeceğini ya da temizlikçi aranıyor ilanı için geleceğini düşündüğü adama olan bakışlarını değiştirdi. Hitap şeklini de...
''Amca Cevat benim kardeşimdir. Ama ben anasını babasını tanırım. Siz hangi Cevat'ı kastettiniz?''
''Oğlum o işler çok uzun. Belki arkadaşın sana anlatmamış olabilir. Ben onun öz babasıyım. Annesi Reşat'la evlendikten sonra oğlum başkasını babası bildi. Beni de tanır hatta beni de baba diye çağırır. Demem o ki çok uzun. Sen onu arkadaşına sorarsın. Benim istediğim oğlumu bulmak. Haber alamıyorum ondan. Neredeyse söyleyiversen de bulsam.''
Semih bacaklarını iki yana açarak sandalyesine oturdu. Eline telefonunu alıp sessizce düşündü. Sessizlik garipleşmenin sınırındaki raddeye gelince Adamla konuşmaya başladı.
''Anlıyorum. Ben de nerede olduğunu bilmiyorum. Siz onu aradınız mı?''
''Evet.''
O zaman Cevat bizim çocukların yanındadır. Ne zaman bir sıkıntısı olsa bizimkileri toplar, birkaç hafta onlarda kalır.''
''Çok iyi olur.''
Semih soru soran gözlerle Adama baktı. Derinden bir nefes alıp şöyle dedi: ''Amca siz neden çok acele ulaşmaya çalışıyorsunuz? Bir şey mi var''
Adam sakince bir yalan uydurdu.
''Üvey babasının cenazesine gelmemiş. Annesi de beni aradı. Neredeyse bulup getirmemi tembih etti.''
Delikanlı olayı hatırlayınca cenaze namazında arkadaşını göremediğini hatırladı.
''Reşat amca ne iyi insandı. Mekanı cennet olsun. Cevat'ı da orada göremedim ben. Birgül teyzeye sorma fırsatımız da olmadı. Çok üzüntülüydü kendisi.''
Adam suratında iğreti bir ifadeyle çocuğun söylediklerini dinleyerek ''Tabi,tabi.'' dedi.
Ardından Semih bir arkadaşıyla telefonda konuştu. Cevat'ın yerini öğrendikten sonra eline küçük bir kağıt alıp adresi yazdı. Bunu adama uzattı. Kendisi de arkadaşına üzüldüğünü belirtti. Ardından adam iyi günler diyerek oradan ayrıldı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder