12 Mayıs 2016 Perşembe

Adam

5

Adam dairesinin kapısını yavaşça kapadı. Paltosunu ve şapkasını girişteki duvara sıralı birkaç askıya astı. Askıların ilkinde uzun süredir kullanılmaktan nemlenmiş, kirli bir havlu asılıydı. Doğruca yatak odasına girdi. Odada geniş, iki kapılı bir gardırop, duvara yanaştırılmış yatak ile komodin, bir adet de boy aynası bulunuyordu. Daha kapının eşiğine gelmişken anahtarını yatağının üzerine fırlattı. Halinden yorgun olduğu anlaşılıyordu. Soyunup duşa girdi. Sonrasında kurulanıp, üzerine dolabından ne bulduysa geçirdi. Boy aynasının karşısına geçip kırlaşmış saçlarını taramaya başladı. Tepesi kelleşmeye başlamış saçlarını bir eliyle tarıyor, taradığı yerin üzerinden diğer eliyle geçip sabit kalmasını sağlıyordu. İşlerini bitirdiğinde oturup bir sigara yaktı. Karnı aç değildi. Polisler evine gelip birkaç soru sorduktan sonra dışarıya çıkıp züccaciyeci bir arkadaşına uğramıştı. Adam orada kendisine ısmarlanan nohutlu pilavı midesine indirince ''Bu günü de atlattık çok şükür.''diye içinden söylemişti.
Necati Bey'e anlattığı gibi kimseye ne gördüğünden bahsetmedi. Tüm mahalle korkusundan olayı saklamış olsa da, Adam korkusundan değil; oğlunun zarar görmesinden korktuğu için bildiklerini açığa çıkarmamıştı.

Oğlunu en son görmesinin üzerinden yedi ay geçmişti. Son görüşmeleri de ayaküstü yolda karşılaşmalarıyla olmuştu. Cevat henüz yeni yetme bir delikanlıydı. Görünüşü her ergen çocuk gibi sürekli değişiyordu. Bunun sebebiyle görünüşünden emin olamadığı için Reşat'ı öldürenin o olup olmadığını kestiremiyordu. Bunu öğrenmenin tek bir yolu vardı. O da en yakın zamanda oğlunu bulmaktı. Cebinden birkaç yıl önce üretilmiş bir telefon çıkardı. Telefondan oğlunun numarasını bulup aramaya koyuldu.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder