1 Mayıs 2016 Pazar

Adam

4

Adam koridorda kısa adımlarla yürüyordu. Ellerinde iki büyük, içi kahve dolu fincan vardı. Salonun kapısından içeri girdiğinde alt katında oturan kiracısı Necati Bey'in gitmeye hazırlanmakta olduğunu gördü. Oturması için kafası ile işaret yaparak elindeki fincanları kiremit rengi büyük koltuğun önündeki sehpaya bırakıp misafirinin sağ yanındaki boşluğa oturdu.
Necati Bey, otuzlu yaşlarının sonlarında bir ilkokul öğretmeniydi. Apartmanın ilk katında ev sahibi gibi yalnız yaşıyordu. Hayatı boyunca evlenmemiş, yıllardır oturduğu semti de değiştirmemişti. Koyu gür saçları ve zayıflığının verdiği, yutkunduğunda bogazına yumruk sıkıştırılmış gibi görünen adem elması vardı. Her zaman sessizce birilerinin konuşmasını bekler, yanındakilere bir kusur, kabahat işleyeceğini düşündüğünden onları sabırla dinlerdi.
Adam kahvesinden bir yudum alarak söze girdi.
"Necati Bey, dün olanları siz de biliyorsunuz. Sokağa kimseler adımını atmayınca polisler sorgulamak için adam seçer oldular. Anlaşılan bir dolaplar döndüğünü sezdiler. Yarın, öbür gün beni de sorguya alırlar."
Necati Bey Adamın gözlerinin içine bakarak dikkatlice dinliyordu. Konuşma sırasının kendisine geldiğini anladığında küçük bir irkilmeyle önündeki fincanı avuçlarının arasına aldı. "Ben de gelmelerini bekliyorum efendim. Karşı komşuların evine dün küçük bir ziyarette bulunmuşlar. Hiçbir şey görmediklerini, çocukların maytap patlattıklarını zannettiklerini söylemişler. Olayı saklamışlar. Bizimle de konuşurlar elbet. Ben olay olduğunda evde değildim. Size sorulduğunda ne demeyi planlıyorsunuz?"
Adam kafasını perdesi çekili olan pencereye doğru çevirdi. Bir süre düşündü. Kendinden emin bir şekilde "Olan biteni anlatmayacağım." dedi.
Necati Bey merakla neden sorusunu soran bir bakış fırlattı. Adam sözlerine devam etti. "Cinayet işlendiği sırada gazete okuyordum. Sesleri duyduğumda korktum. Reşat'a olan borcumdan dolayı eve, bana hedef alındığını sandım. Böyle bir şey olmadığını anlayınca aceleyle kapının önüne çıktım. Orospu evladının bedeni kanlar içindeydi. Katil diyeceğimiz çocuğun yüzünü göremedim ama görünüşü Cevat gibiydi."
Necati Bey gözlerini faltaşı gibi açarak Adama döndü. Yüzüne garipseme ile baktı.  "Nasıl yani? Sizin oğlunuz Cevat mı? "

Cinayetin işlendiği gece Adam yatağına uzanmış, gördüğü manzarayı kafasında kurgulamaya çalışıyordu. Reşat'in öldürülmesi onu her ne kadar sevindirmiş olsa da sonuçta olay evinin önünde olmuştu ve maktulün adamları ona hesap sormaya, bu olmasa bile kesinlikle borçlarını almaya geleceklerdi. Peki katil kimdi? Kim doğup büyüdüğü mahalleyi tehdit eden mafya bozuntusu bir tefeciyi öldürmeye çalışmış olabilirdi? Nasıl olsa birçok düşmanı vardı. Illaki birisinin onu vurması için sebebi vardı.
Üzerinde gömlek ve kumaş pantolonu olan zayıfça delikanlı kim olabilirdi? Onu Reşat'ı vurmaya iten sebep neydi? Birden çocuğun görüntüsünü aklına getirdi. Çocuğun saçları koyu sarı renkteydi. Boyu da çok uzundu tıpkı oğlu Cevat gibi. Peki onu vuran Cevat mıydı?  Adam gözlerini ovuşturarak tavana baktı. Düşündüğü şeyin doğru olmamasını umarak endişeli bir tavırla balkona çıktı. Cevat, üvey babası Reşat'ı neden öldürmüş olabilirdi ki?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder