19 Nisan 2016 Salı

Adam

3

Apartman kapısında elleri birbirine kavuşmuş, yerde kanlar içinde yatana bakıyordu Adam. Kafası kaldırım kenarına yapışmış, omuzunda ve karnındaki iki delikle sokakta boylu boyunca uzanıyordu. Olayın üzerinden saatler geçmesine rağmen kimse maktule dokunmamış ya da katili kovalamaya çalışmamıştı. Adamın korkutuğu, yataktan kalkamamasına sebep olan bu maktuldu işte. Adam soğuk, gri gözleriyle yerde yatana bakıyordu. Maktulun üzerinde beyaz gömlek ve siyah ceket vardı. Yerde eklemleri birbirinden bağımsızmış gibi bükük duran kolu, bileğindeki altın saat ve onun bağladığı tombul elinin ucunda tetiği çekilmekte olan bir tabanca duruyordu. Muhtemelen vücuduna isabet eden kurşunları yemeden önce kendini savunmak için katile doğrulttuğu silahın tetiğini çekmekte çok geç kalmıştı. Peki ya onu kim vurmuştu?  Adam silah sesini duyduğunda ellerini kafasına alıp cenin pozisyonuna geçerken bildiği tüm duaları okumuştu. Çünkü o silahın kendisi için kullanıldığını zannetmişti. Küfür ve ardından gelen ikinci ateş sesi ile derin bir oh çekti. Kendi canının bağışlandığını düşündü. Ve ayaklanıp hemen pemcereden dışarı baktı. Tek gördüğü sokağın başına koşarak kaçmaya çalışan çelimsiz bir delikanlı ve yerde yatan Reşat'ın kanlı bedeniydi. Yüksek ihtimalle Reşat eve alacağını almaya gelirken o sırada onu takip eden biri tarafından vurulmuştu.
Hava serin ve bulutsuzdu. Soğuk denebilecek bir Ekim ayında, oturduğu iki katlı apartmanın, ki buna pek de apartman denemez, dış kapısında etrafı seyrediyordu. Herkes camlarını kapamış, başlarına gelebilecek olaylardan sorumlu olmamak için haberdar olmamış gibi davranıyordu. Esinti yüzünden hastalık kapabilirdi. Hem bir keyif sigarasının vakti de gelmişti. Ve Adam yüzünde büyük bir zafer ifadesiyle sırıtıp apartman kapısını yavaşça kapadı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder