23 Ağustos 2015 Pazar

Hiç Gitmediğin Bir Yere Gurbet Hasreti İle Yanıp Tutuşmak Hadisesi

Konu başlığı yeterince uzun. Güzel dilimizin nadide kelimelerinden yaptığım küçük bir seçki ile konuya açıklık getirdim. Amma velakin Almanlar bu cümleyi tek kelime ile anlatmayı başarabilmişler. ''Fernweh''
Orada burada hemencecik bavul hazırlayıp en yakın ulaşım aracıyla bir yerlere gitme isteği şeklinde bir garip açıklama görmekteyim. Doğruluğuna inanmadım. Öyleyse bile benim için anlamı bu kadar sığ olamaz.

Henüz ilkokul çağında iken dünya haritasını kocaman açıp en küçük ayrıntısına kadar inceler, gitmek istediğim şehirleri işaretlerdim ben. Böyle bir zevkim olduğundan çeşit çeşit dünya atlası vardı. Pul koleksiyonu gibi atlas koleksiyonu yapardım yani. Bu uğurda coğrafya bilgim gelişti, ülke bayraklarını ezbere bilmeye başladım. Her bir ülkenin dilini konuşmaya, taklit etmeye başladım. Ve bu bana çok şey kattı. Hiç gitmediğim ülkelerin kültürlerini kitaplardan tanıdım. Uzakdoğu dillerini lehçesine kadar ayırt etmeyi öğrendim. Hindistan merakım yüzünden Himalayaların oluşum teorilerini öğrendim. Tuareglerin mavi kıyafetlerinin sırrını merak ettim. Onlarla soğuk çöl akşamlarında nane çayı içmek istedim. Schönbrunn Sarayında klasik müziğin ruhunu yaşadım. Bunların hepsi okuduğum kitaplardaydı ya da izlediğim konserlerde.

Her kültüre aşina olmanın ve çok lisanlı bir evde büyümenin yararı olsa gerek gün içinde öylece dururken daha önce hiç gitmek istemediğim ülkeleri özlediğimi fark ettim. Sanki oraların bir yerlisiyim. Yıllardan beri oralarda yaşamışım da gurbet sılası çekiyor gibiyim. Bazen oluyor. Olurken de mutlu ediyor. Çünkü bu dünyaya olan sevgimi hatırlıyorum. Dil,din,ırk,renk ayırt etmeden sevmeyi, sanatla, bilimle, kültürle kendimi ifade etmeyi hatırlıyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder